• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Kültür Portalı

Kuşadası Kervansarayı-1

Terimlerin anlamları


KUŞADASI KERVANSARAYI-1 

Kuşadası Öküz Mehmet Paşa kervansarayının “dününü, bugününü ve yarınını anlamak ve planlamak için “  bazı terimlerin manalarını çok iyi bilmek gerekir.

Vakıf: Kişilerin şahsi mülklerini Allah rızası, toplumsal dayanışma ve kamu yararı amacıyla süresiz olarak halkın hizmetine sunmasıdır. 

Vakfiye: Vakfın kuruluş şartlarını, amacını ve işleyişini belirleyen noter senedi niteliğindeki resmi belgedir. Türk-İslam medeniyetinde çeşitli hizmet kollarında vakfiyeler düzenlenmiştir.  Örneğin; ibadet (cami),  eğitim (okul), sağlık (hastahane) , konaklama (kervansaray) , gıda (aşevi), kültür (kütüphane), ulaşım (köprü) gibi alanlarda yapılar vakfedilerek halkın hizmetine sunulur.

Cami: Türk-İslam medeniyetinde şehrin ana merkezidir.  Kurulacak şehir cami etrafında yer alan kervansaray, aşevi, medrese, şifahane, çarşı , çeşmeler, köprüler gibi yapılarla donatılır ve adına “külliye” denir. 

Han: Belirli bir tüccar zümresinin konakladığı, mallarını depoladığı, toptan alışveriş yaptığı genellikle iki katlı yapılardır. Her han sadece bir malı satar ve o hana “ kapan” denir.  Örneğin “Unkapanı”  sadece un ticaretinin yapıldığı han demektir.  Türk şehirlerinde en az 8-10 han vardır ancak her şehirde kervansaray yoktur. 

Kervansaray: Orta çağdan başlayarak  ticaret kervanlarının ve seyahat eden yolcuların konaklamaları,  güvenliklerinin sağlanması ve temel ihtiyaçlarının giderilmesi  için ana yollar üzerinde inşa edilmiş büyük yapılardır. Üst katta otel odaları (konaklama)  ve alt katta  temel ihtiyaçları karşılayan  dükkanlar (ticaret) bulunur. Kervansaray,  ana ticaret yolları üzerine ve limanlara sahip kentlerin son durak noktalarına yakın yerlere inşa edilir ve menzil kervansarayı adını alır.

Türkler;  İslamiyeti kabul ettikten sonra dünyanın her yerinde vakıflar kurmuşlar, bu vakıflara bağlı  başta camiler ve kervansaraylar olmak üzere büyük yapılar inşa edilmiş ve  vakıflar tarafından işletilmişlerdir. Türk vakıf medeniyeti Selçuklu devrinde kurumsallaşmış ve Osmanlı döneminde zirve yapmıştır. 

Topluma doğrudan dinî ve sosyal hizmetler sunan vakıflara tahsis edilen “han, hamam, arasta, dükkân, ev, arazi ve nakit para”  gibi gelir kaynaklarıyla vakıflar, toplum hayatını kolaylaştıran, istihdam imkânları oluşturan kuruluşlar haline gelmiştir. 

Çağdaş devletlerde bütçenin arslan payını alan “eğitim, sağlık, bayındırlık ve kültür alanlarında” Osmanlı’da devlet bütçesinden herhangi bir tahsisat ayırılmadan bu hizmetler vakıflar yoluyla gerçekleştirilmiştir

Türk-İslam geleneğinde vakıf kurarsanız,  malınızı Allah’a verirsiniz  yani mülkün sahibi Hakk Teala olur. Bu nedenle padişah dahi vakfın malına el koyamaz. Bu kural gereği  vakıf hizmetleri kesintisiz 900-1000 sene devam etmiştir. 

(devam edecek…)


47 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam98
Toplam Ziyaret228437
Hava Durumu