KUŞADASI KERVANSARAYI-6
Kuşadası kervansarayı hakkında bilgiler vermeye devam ediyoruz.
Kurşunlu han olarak bilinen kervansarayda gün sabah namazı vakti başlardı. Ezan-ı Muhammediye yi dinleyen yolcular üs kattaki odalarından çıkarlar, abdest alırlar ve avlunun ortasındaki Köşk mescidinde namazlarını eda ederlerdi. Namaz bitiminde handan ayrılacak olanlara yol azıkları dağıtılır, kalan yolculara ise kuşluk vakti öğle yemeği verileceği ilan edilirdi. Kapılar açılmadan önce han tellalı (çığırtkan) yüksek sesle bağırır, gidecek yolcuların mallarının ve paralarının yerinde olup-olmadığını sorardı. Cevap olumlu ise kapılar açılır ve gidecekler handan ayrılırdı. Eğer cevap olumsuz ise handa hırsız var demekti ve hırsız bulununcaya kadar kapılar açılmazdı (Resim A)
Kurşunlu handa kalmak ve hizmetlerinden yararlanmak üç gün boyunca ücretsizdi. Etnik kökeni, dili, dini, mesleği ne olursa olsun hana gelen konuklar içeri alınır ve hiç bir ayırım yapılmadan hizmet verilirdi. Kurşunlu han mütevellisi ( yetkili idareci) han düzeninden sorumluydu ve yardımcılarıyla her şeyi kontrol ederdi. Kurşunlu han vakfiyesinde yolculara sunulan yemeğin neler olduğu, kaç gram et, kaç okka ekmek ve kaç tabak yemek verileceği ve kalori miktarları yazılıydı. Üç gün boyunca günde 2 kez yemek yenir ve sabah ezanından-akşam namazına kadar kambiyo, gümrük, alım-satım ve destek hizmetleri verilirdi. Akşam namazıyla kapı kapanır ve üst kattaki sohbetler başlardı. (Resim B)
Her 20 km de bir yapılan bu kervansaraylar Anadolu Selçuklu uygarlığı zamanında kurumsallaşmış ve devamı olan Osmanlı devletinde ise zirve yapmıştır. Kervansaraylar bulundukları kazaların kadıları (hakim-belediye reisi-emniyet müdürü) tarafından yılda bir kez denetlenir, hesapları kontrol edilir ve yazılan raporlar Galata kadısına (İstanbul) gönderilirdi. İşte bu saat gibi işleyen ve kesintisiz 1000 yıl süren bu düzenle Türkler üç kıtaya hakim oldular. Sadece kılıçla değil ayni zamanda hizmetle ve gönülle kadim medeniyetimizin güzelliklerin tüm dünyaya gösterdiler.
(devam edecek)
