KUŞADASI KERVANSARAYI-8
Ecdadımız hangi amaçla bir bina yaptıysa, vakfiyesini yazdırarak ve devlete onaylatarak ruhsat alıp halka hizmet vermeye başladıysa, o bina yüzyıllarca o amaçla kullanılmış ve sultanlar dahi Allah’ın mülkü olan o yerlere el koyamamışlardır. Vakıf camilerinde ibadet edilmiş, kervansaraylar otel/ticaret merkezleri olarak kullanılmış, imaretlerde yoksul halk ve öğrenciler doyurulmuş ve darüşşifalarda sağlık hizmetleri sunulmuştur.
Kurşunlu Han namıyla maruf Kuşadası Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı da 292 yıl vakfiyesinde yazılı amaç için kullanıldı ve her yıl muhasebesi muntazam denetlendi. Amaç dışında kullanım olsaydı devlet-i ali hemen el koyar ve vakfı da lağv ederdi. Demek istediğimiz bizde bu ecdat emaneti yapının üst katını otel ve alt katını da el sanatları çarşısı olarak kullanılmasını öneriyoruz. Şehrin merkezinde, limandan en fazla 10 dakikalık yürüyüşle ulaşılabilecek bu çarşı, geleneksel Türk el sanatlarının sergilendiği ve satıldığı bir ticaret merkezi olabilir.
Alt katta bulunan 29 odanın 25 tanesi geleneksel el sanatları ustalarına kiraya verilmelidir. Kuşadası tarihte “ deri, helva, mutaf, semer, keletir, su kabağı, zeytinyağlı el sabunu, yorgan, beşik “ gibi çok sayıda zanaatçının el emeği-göz nuru ürünleriyle tanındı. Elimizdeki Osmanlı arşiv vesikalarına göre Kuşadası’nda bir zamanlar geleneksel 48 adet el zanaat atölyesi vardı. Bunlardan günümüze maalesef 1-2 zanaat gelebilmiş, diğerleri kaybolmuş ve üretim tamamen makineleşmiştir.
El Sanatları çarşısı olarak önermemizin nedenlerinden biri de kadim Türk zanaatlarını icra eden ve zorluk içinde mesleğini inatla sürdüren eli öpülesi ustalara saygı göstermektir. Örneğin Kuşadası yaşayan insan hazinesi olarak kayıtlara geçen, hepimizin sevdiği ve 60 yıldır efelerin körüklü çizmelerini yapan ustamız alt katta bir dükkanda çizme satışı yapmalıdır. (Resim A) Keza yine 34 yıldır şehrimizde şapka-yelek-kilot pantolon yapan diğer usta terzimize de bir dükkan verilebilir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. (Resim B)
(devam edecek)
